Sirke Mucizesi! Sirkeyi nerelerde kullanabilirsiniz biliyor musunuz?

Sirke başlı başına bir mucize.. Hem ilaç hem de mükemmel bir temizlik aracı. Dış macunu yerine sirke kullanabilir sirlerini sirke ile fırçalayabilirsiniz. Peki sirke başka nerelerde ve nasıl kullanılır?

Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından da çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz?

Reader's Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları:


Üç küçük kayıp yunan keçisi misafirimiz bu kez de!


Susup doğayı dinlediği ve olayların akışının melodisiyle ağzı açık bakakaldığı anlar vardır insanın. Çok yaşıyorum ben onları, çünkü dinlemeyi, gözlemlemeyi, anlamayı seviyorum.

Bambaşka bir tat alıyorum kendimi susturup olayların akışını izleyip doğanın anlattıklarını düşüncelerim bana tercüme ederken. Beynimin kendi kendine konuşmasını seviyorum.

Dün akşam Soner annesi hala istanbuldayken ziyaret etmek sürpriz yapmak istedi. Akşam üzeri haydi çay içmeye gidelim mi e peki gidelim derken hoop çıktık yola. Az öncesinde bir animasyon izlemiştik hayvanlarla eski bir masalı onların alemine uyarlayarak oluşturulmuş klasik bir şey. Ve yolda yürürken üzerine sohbet ettiğimiz şey bilge, şaman, yaşlı kadın vs sembollerine hep keçinin seçilmesinin temel bir sebebi olup olmadığıydı mitlerin dışında. İlgimizi çekti bayaca konuştuk hararetli hararetli öyle ki oradan baykuş, kedi, karga falan hayvanlar aleminin bilge kişiliklerinin ellerinden bir öptük geldik.

Yeni hedefimiz: Zamansızlığı Yeniyoruz, Artanını Paylaşıyoruz Hatta!

Avucumuza hapsedemediğimiz su, içimizde tutamadığımız hava gibi zaman. Bizimle olduğunu biliyoruz ancak zaptedemiyoruz. Bir akışı var ona sadık, dingin usul usul akıyor zaman kendi halinde. Evet ya çok hızlı diyecek kimimiz zaman için ama akreple yelkovanın birbirlerine aheste aheste yaklaşıp, hafifçe birbirlerini selamlayıp usul usul hayatlarına devam edişlerini izledim defalarca ve artık kimse beni zamanın hızlı ikna olduğuna ikna edemez.

Zamanın hızlı olduğunu nereden çıkarttık biz onu da bilmiyorum. Neden bize sürekli zaman akıp gidiyor, ooo akreple yelkovan seni kovalıyor, zamana karşı yarışıyorsun gibi tenkitlerle kovalıyorlar? Neden sürekli bir zamansızlık halinden ve bununla başa çıkabilme yöntemlerinden bahsediyorlar bize? Biz neden kabul ettik ki zamanımız olmadığını, ne zorladı bizi buna? Birisi soğanlarımızı ayıklayıp doğrayıp poşete koyunca çok mu zaman kazandık?

Kaldırım Nerede?

Görür görmez vuruldum! Bayıldım ben bu projeye. Mümkün olduğunca heyecanımı yenmeye çalışarak "ya oolum güzel insanlar da var bak hahaa ne de güzel işler de yapıyorlar! ohhh bu da en güzel şeymiş yapılabilecek onu da bulmuşlar! Hadii yapalım!" nidalarımı içimde patlatıp o güzel dostların kendi sesleriyle aktaracağım bu güzel projeyi sizlere :)


Sokak Bizim Derneği, kaldırımlardaki sorunlara dikkat çekebilmek amacıyla 'Kaldırım Nerede?' kampanyasını başlatıyor. İnteraktif bir katılımla gerçekleşecek proje, kaldırımlardaki sorunları bütün kentlilerle beraber tespit etmeyi amaçlıyor.

Doğada Staja Başladım! Dönüşüm ve Özgürleşme Dersi Alıyorum

Benim itiraz edebileceğim, beni dinleyecek ve anlamadığım noktada dönüp tekrarr tekrar sorabileceğim bir öğreticim olmalı. Benimle birlikte o öğrenim sürecini yaşamalı o da ve beni öğrenmeli, süreçlerimi kavramalı, yaşadıklarımı anlamaya çalışmalı.

Var öyle güzel insanlar da elbet ama hepsinin benimle ilgilenecek vakti yok. Hal böyle olunca ben de kucağı açık, gönlü bol, sırt sıvazlamayı da hoopp dur bakalım demeyi de en dozunda bilen hocaya yalvardım yıllardır, al beni de yanına! Sonunda dileğim kabul oldu, doğada staja başladım.

Evimizdeki Şifacı: Kombucha Mantarı

Biz insanoğlu bazen kendimizi mucizevi sanarız. Düşünebilen, üretebilen, doğanın sırlarını çözebilen akıllı yaratıklar olduğumuzu zannederiz. Hatta bazen dünyanın etrafımızda döndüğü, küçük dağları yarattığımız hissine kapılırız.

Şimdi size sümüksü bir şey var oolum ama inanmazsın kendini bakteri saldırılarından, enfeksiyonlardan ve çevresindeki kirlenmelerden korumayı biliyor. Bozulmuyor, çok çok enfekte etmediğiniz sürece kendisini koruyor. Üstelik harika bir şekilde içerisinde bulunduğu solüsyonu pek çok hastalığa karşı koruyucu ilaç haline getiriyor... Ne dersiniz bana?

Var böyle bir şey. Minik bir şifacı evlat edindik biz geçenlerde. Kızıltepe Permakültür Çiftliğinden (tıklayıp ziyaret edin! nasıl şekerler!) hediye geldi bize elbette paylaşım ekonomisi sayesinde! Yumuş yumuş vıcıklı kımıllı bir yapıda Kombucha Mantarı. Dokunduğunuzda jelimsi bir hali olduğunu hissediyorsunuz. Gözünüzde jelimsi bir sünger canlandırın diyebiliyorum anlatabilmek için :)

Pet şişede soğan yetiştirme detaylı fotoğraflı anlatım

Tezgahımızdaki minik ormancığı daha önce burada paylaşmıştım sizlerle. Orman arazimizi genişletmeyi düşündüğümüzü yaklaşık altı katına çıkarınca zengin olacağımızı anlatmıştım :) Başardık! Tam 5 lt lik bir orman arazimiz ve atılmış tohumlarımız var şimdi. Ve sizlerle de detay ve fotoğraf paylaşmak istedim ki herkesin minnak ormancıkları olabilsin!

Öncelikle şişeyi tam anlamıyla temizleyip hazırlamalıyız. Ağız kısmını keskin bir bıçakla yada uygun bir makasla kesip uygun seviyeden açalım. (şişeyi kapalı tutmak isteyebilirsiniz orayı da kullanmak için ancak ısınıp plastiğin zararlıları toprağımıza karışsın istemeyiz) Sonrasında ne çok sık ne çok geniş, ortalama uzaklıklı aralıklarla küçük soğan yuvacıkları açalım.

Karadeniz Kızıl Duydunuz mu? Deniz ürünü tüketmeyin

Dün ilginç bir şekilde musluğu çevirdiğimde bazı seferlerde sanki kırmızımsı bir su aktığını farkettim. Bunu araştırırken hiç karşılaşmayı düşünmediğim şeylerle karşılaştım. Red Tide diye bir olayın olduğunu, şuan karadenizde görüldüğünü ve yaklaşık bir ay kadar daha zehirli halin süreceğini öğrendim. Musluğu çevirdiğimde karşımda gördüğüm kızılımsı suyun bunlarla pek bağlantısı var mıydı bilemiyorum ama bu noktaya getirip bir kat daha bilinçlenmeme ve bunları sizinle paylaşmama sebep olması sebebiyle sevdim onu :)

Mutfak Tezgahımızda Bir Ormancık


İçimizde, ruhumuzun en derininde bir yerde toprak kokusunun mutlulukla ilişik olduğu bir yer olmalı. Şehir hayatına neredeyse hiç %100 uyum sağlayamamış yüzdeyi toprağa, doğaya, denize, dereye doğru yavaş yavaş çekip neredeyse naylon şehirli haline getirmiş haldeyiz kendimizi Soner de ben de. Her bulduğumuz fırsatı martılarla, çamlarla, hatta çakıl taşlarıyla randevumuz varmışçasına doğaya koşarak değerlendiriyoruz. Tesadüf ya? çocukluğumuzdan beri böyleyiz ikimiz de.

Hal böyle olunca evimizden doğa eksik olmuyor. En son evimize minnak bir ormancık davet ettik. Olurdu, olmazdı, gelirdi, gelmezdi derken o da bizi sevmiş olmalı ki geldi!

Aşk Çemberi, Muratın Çiçekleri, Mügenin Evi, Begümün Renkler Köyü! Aşka Yetişemedi Sevgililer Günü

Sevgililer günü yok bizim evimizde. Sevginin daha ziyade her an her duyumsandığında anlamlı ve de önemli olduğunu düşünen bir çiftiz. Hal böyle olunca da romantik yemekler değil de Sevgi'li maceralar oluşturdu 14 Şubat mönümüzü.

Dünyada şiddet gören tecavüze uğrayan tüm ağır şartlara ve uygulamalara rağmen adalete asla kavuşamayan kadınlar var. Her üç kadından biri hayatında en az bir kez şiddet, taciz ya da tecavüze uğruyor! Seslerini duyurabilmek içinse bizlerin sesine ihtiyaçları var!

One Billion Rising 2012 yılında kadına şiddete karşı başlatıldı. En büyük global hareketlerden biri olan One Billion Rising bir sevgililer günü hareketi aynı zamanda ve 14 şubatta dünya çapında yankı buluyor.

Sevgililer Günü Özel: Mutlu Olmanın En Kolay Yolu; Kaliteli Zaman Paylaşımı

Mutlu Olmanın Yolları
Mutluluk hepimizin kuyruğu adeta. Kovalıyor da kovalıyoruz. O kaçıyor biz yılmadan kendi eksenimizde dönüp duruyoruz. Herkes mutlu olmak istiyor belki ama aslına bakarsanız kimse mutluluk ne tam anlamıyla da bilmiyor gibi.

Bu rüya hayra çıkacak katkılarınızla; Tohumun Rüyası

Tohumun Rüyası
Zamanın bir yerinde durup, dışına çıkıp gerçekten bazı şeyleri tanımak istesem onlardan biri ilk tohum olurdu. Dünyanın Tohumu! İçinde dünyaları barındıran, kalbinde hayatlar yeşerten bir tohum!

Bir çocuk pek çok şeyle tanışmadan büyüyebilir. İpad mesela, mp3 player yada! Laptop nasıl kullanılır bilmese de olur bir çocuk.. Ama tohumu tanımıyorsa bir ağacın, sebzenin serüvenini bilmiyorsa, doğanın farkına varamamışsa yarım kalır o çocuk!

Tohumun Rüyası bir çocuk kitabı..

'DAHA' lar Kansere sebep oluyormuş!

Daha'lar Kansere Sebep Oluyor!

Ben kalender meşrebim güzel çirkin aramam derim sorsanız nasıl seçersin. O kadar "amaann ne olursa olsun sağlıklı mutlu huzurlu olalım da!" falan diyen bir insanım diyebilirdim mesela size hemen hemen her konuda. Geçrekten maddi manada tamamen böyle sayılırım. Her şey ihtiyacı karşılayabilecek kadar olsun da gerisi mühim değil.

Fakat Soner sayesinde bazen kendime farklı bir açıdan baktığımda şaşırıyorum. İçmeden sarhoş olan, her şeye gülebilen, her daim neşeli, bir şeyi takmadığımı düşünen ben aslında bir miktar "daha"cı biriymişim. Daha güzel bir ev, daha pahalı bir araba, daha yeni model bir telefon falan hiç dert değil benim için evet ama benim de "daha"larım varmış, manevi.

Rıza'nın İmalatı (Manufacturing Consent)

Rıza İmalatı
Bazı zamanlar insanların arasına girdiğimde kendimi sanki 1800lerin sonu 1900lerin başından kaçmış gelmiş, bu döneme ait değilmiş gibi hissediyorum. "oğlum bir telefon yapmışlar hemen benimkini değiştirip ondan almalıyım" "şekerim yeni bir maskara çıkmış ki görme bu haftasonu alıyorum" "anne çok değişik bir ayakkabı tasarlamışlar ondan almak istiyorum hemen" ciddi olamazsınız?! hiç bir "alma" isteği ihtiyaca dayanmıyor artık neredeyse.

Benim hislerimde yanlışlık, eksiklik ve hatta defo olduğunu düşünmeye başlamaktan korktuğum zamanla oldu. O kadar inanıyor ki herkes "alınması gerektiğine" her şeyin, şaşakalıyorum. Artık bir şeyin değiştirilmesi için eskimesi bozulması gerekmiyor. Yeni model, yeni tasarım, yeni özellikler öldürücü noktada yoksunluğa sebep oluyor sanki insanlarda, almasalar ölecekler!

Doğal Bulaşık Makinesi Kokusu

Cok hassas burnum. O kadar ki yemeklerin tuzunu dahi kokusundan anlarim veya pisip pismedigini. Hatta ust kat caprazimizdaki yasli amca tavasinin dibini tuttursa yangin var apartmanda saniyorum her seferinde, o derece :)

Haliyle kokusunu cok net duyumsadigim seylerin bir anda tadini da aliyorum hos olmayanlar ani bulantilara sebep olabiliyor. Bu yuzden bulasik makinemin kapagini actigimda ici hep ferah olsun guzel koksun istiyorum.

Hazır Yogurdu Çıkarttık Hayatımızdan, Neden mi?


Deli gibi yoğurt tüketen bir aileyiz. Son zamanlara kadar marka, imalat yeri vs kriterlerle ince eleyip sık dokuyarak kendimizce "en iyisini" seçerek yapıyorduk yoğurt alışverişimizi. Şehir hayatının zamansız akışı, sütün katkısız işlenmemiş bulunamayışı, maya yokluğu derken erteledikçe erteliyordum içimdeki anne yoğurdu özlemini.

Okuduklarım karşısında dehşete düştükçe ve bunları eşimle paylaştıkça yediğimizin yoğurt olmadığına karar verdik. Araştırıp soruştururken evde ilk maya nasıl elde edilir bunu keşfettim. Derken hemen hemen birbirine yakın günlerde eşim de sütçüyü keşfedince istanbulun göbeğinde kendi yoğurdumuzu mayaladık.

Poşet çayla yollarımızı ayırıyoruz, Tehlike büyük



Biz evlendiğimizden beri bunu ilke edindik, hayatımızda olmaması gerektiğini farkettiğimiz şeyi hayatımızdan çıkartıyoruz oy birliği sağlanırsa. Baktık ki faydasız ve hatta zararlı gerekli araştırmalar yapılıyor, toplantılar gerçekleşiyor üzerine çoğu zaman uzun uzun düşünülüyor ve en uygun karara varılmaya çalışıyor. "Sanki holding yönetiyorlar aq" diyecek olanlar var bu noktada biliyorum :) deyiniz ama şunu da biliniz biz holdingimiz olsa böyle üzerine düşmeyiz. İnanın hayatımız için, evliliğimiz için aldığımız kararlar en büyük holdingin genel kurullarında alınanlardan çookk daha değerli bizim için.

Hal böyle olunca "daha iyi" yaşamak için hayatımızda kült alışkanlık haline gelmiş şeyler için bile doğru mu yanlış mı her zaman araştırma halindeyiz. En son geçtiğimiz günlerde poşet çayların zararlarıyla ilgili yabancı bir kaynağın sağlam bir araştırması ile karşılaşınca içimize şüphe düştü. Araştırmalar, değerlendirmeler derken hayatımızda olması gereken bir şey olmadığına karar verdik poşet çayların.

Freecycle Nedir?

Öyle bir nesiliz ki biz her birimiz bir büyüğümüzün kıyafetlerini, eşyalarını, kitabını, defterini kullandık. Unuttuk bunları belki ama yaşadık biz bu paylaşımı en derinimizde. İşte şimdi o insanlar diyor ki benim elimde kullanmadığım atıl bir koltuk, bir perde, bir telefon, bir mont, bir ayakkabı var var mıdır bunu isteyen?

İlgiiinç! Hiç ilginç olmaz olur mu! Fakat gerçek.. Dünya çapında devam eden kocaman bir proje freecycle ve gerçekten çok güzel şeylere vesile oluyor.

Oha! sen nasıl girdin o sepete?

Alışveriş merkezlerinden daha doğrusu insanların toplu halde uğuldayıp sürekli tüketmeye yöneldiği yerlerden oldum olası nefret etmişimdir. Kaçıyorum sürü halinde raflara saldırılan yerlerden. Dağı taşı tepeyi saatler ve hatta günlerce sıkılmadan dolaşıp her bir çiçeğe saatlerce bakabilecek bir böcekle hiç sıkılmadan dakikalarca vakit geçirebilecek olan ben AVM kapısından girince yoruluyorum, geriliyor strese giriyorum her seferinde.

Her ne kadar benim için sıkıntı olsa da ara ara yolumuz mecburen düşüyor toplu alışveriş yapılan yerlere. AVMleri neredeyse tamamen bıraktık GEZİden beri de hiç gitmemiş bile olabiliriz hatta şuan hatırlamadığım bir ziyaretimiz yoksa. Ama büyük marketlerden hala alışveriş yapıyoruz malesef. İhtiyacımızın büyük kısmını küçük esnaf ve minik "dükkanlardan" karşılamaya çalışıyoruz mümkün olduğunca.

Neden "sürdürülebilir" olsun "evlilik"? Eviniz olduğunda "EVlendim" dediniz mi hiç?

Bizler toplum olarak onyargi ve gecmisten getirdigimiz ogretileri suan hangi acidan bakiyor olursak olalim oraya da tasiyoruz. Kopamiyoruz alistigimiz seylerden ve yeni buldugumuz dogrularla heybemizdekileri harmanlayarak ilerliyoruz. Bakmayin iyi de oluyor bazen, kulturel varliklarin cesitliligine cok katki saglamis olmali :)

Musluman mesela ama hala samanist izler tasiyor bazilarinin inanci. Yada ateist olmus ama hala Allah korusun diyor icinden gelerek. Ya da birisi yazı yazdığım araç demiş mesela da kalem demek istememiş anlamadık mı neyi kastettiğini? Kalem demese hem ne olur ki? Kim anlamlar yüklemiş kelimelere, bana sormuş mu? Ben şair orada ne demiş kendim anlamak isterim. Ve özellikle de kelimelere yerleşik anlamları dışında anlamlar katabilen, kelimelerle dans eden insanları daha bir severim.

'Insanlık'tan çıkmışız! Hiç farkında değiliz

Sasiriyor insan. Kendine bile sasakaliyor yeri geldiginde. Ne yaptigini, neden yaptigini bile bilmiyor ama bir sebeple yapiveriyor vakti geldiginde. Hayret ediyor kendine bile, anlam veremiyor ama iyi ki diyor, iyi ki oluverdi!

Evden cikmadan hemen once manasiz bir hediye paketleme rafya bulma telasindayim. Agrimda olunca haliyle komik gozukuyor olmaliyim ki koca merak ediyor neyle ugrastigimi. "Bugun gidecegimiz davete gelecek bir isim gordum gecenlerde bana mail atan bayan olabilir epeydir donemedim ona o ise eger surpriz yapmak istiyorum, kardesi icin istedigi kupeleri paketliyorum". Soner saskin soruyor "koca istanbulda sana mail atan kadin mi gelecek yemege? Nasil anladin?" Cevabim sacma elbet "ismi benziyor olamaz mi dersin?" Guluyor hatta agrim olmasa saglam dalga gececek hissediyorum. "Iyi bakalim neredeyse imkansiz cookk dusuk ihtimal ama al hadi yanina bakalim"




Yoldayiz, anlamsiz bir trafik herkes durmus ama zaman akmakta elbet inadina. Hic bilmedigim tanimadigim hatta hic sesini bile duymadigim insanlarin icten davetine gidiyorum. Soner diyorum gulerek, "ne yapiyoruz biz?"
Oyle ya ben ki arkadaslariyla bile evlerinde gorusmeyi sevmeyen, kolay kolay kimsenin evine girmek istemeyen, herkesin mabedi kendine kutsal, tanismayan insanlar arasinda enerji transferi tehlikeli ve gereksiz, ne yasandigindan habersiz oldugun yerlere korunmasiz girmek manasiz gibi inanclarla yabanci auralardan kacmayi prensip edinen biriyim istanbul gibi bir yerde ustelik bunu neden yapiyorum anlsm veremiyorum o esnada. Hatta soner bir ara geri mi donsek diyor urkerek, gulusuyoruz. Dogru ama hani dusununce kesip atsalar bizi kimsenin de ruhu duymaz.

Evi bulup iceriye girmemizle tum tereddut dagildi. Herkes gulumsuyor. Kimi isten cikmis apar topar karsidan gelmis, kimi yorgun kimi uykusuz ama hepsi guluyor hepsi bize de bizden sonra gelen herkese de kalkiyir selam veriyor sariliyor hal hatir soruyor. Hanimlar mutfakta harika yemekler hazirlaniyor. Evin sahibini dus alip yatmasi icin iceriye gonderdiklerini dinlenmeye ihtiyaci oldugu icin isleri devraldiklarini ogreniyoruz. Ne mutlu! Ne guzel dostlar... Ikramlar, icecekler, cerezler, meyveler hazirlaniyor hep birlikte. Hep birlikte yeniliyor hep birlikte toplaniyor. Herkes mutlu.

Zumbara konusuluyor, permakultur konusuluyor, kutsal ekonomi konusuluyor. Dunyayi kurtariyor insanlar bu odada! Dokunduklari kadarini de olsa evet dunyayi kurtariyorlar ve hayatlara dokunuyorlar.

Hic tanimadigimiz onlarca yuzle bir cember olusturuyoruz ve onlarca hayatdas, hayaldas, acıdas oluveriyor, bir anda kalplerce dost ediniyoruz.

Dinlerken ates konusurken su oluyoruz. Tikanana bir nefes yorulana soluklanma firsati hediye ediyoruz kucaklasmalarla. Evde hazirladigin paketin sahibinin orada olusuna, en cok soner ve ben sasiriyoruz. Gozlerinden yaslar suzuldugu anda ustelik hissediyorum o oldugunu bir arkadasimiza sorup teyit edip paketi uzattigimda gozlerindeki bulutlarin bir an dagilmasi, ikimizinde saskinlığı ve heyecanla karisik bir mucize yasamasi, ikimizin de sasirtici sekilde orada olmasi aciklanamaz ve paha bicilemez!

Her seyi anliyor gibi oluyoruz, hic bir sey bilmiyor gibi hissediyoruz, her seyi asmisiz gibi geliyor, hiclikte kayboluyor, 'birlik'te bulusuyoruz.

'Insanlik'tan eser yok odada! Kimse siddet yanlisi degil, kimse son model arabalari, gokdelenlerdeki katlari, marinadaki yatlari lükküs hayatlari konusmuyor.

Sevgiyle askla dilekler tutuyoruz birbirimiz icin sessizce kalpten, birisi içini dökerken. Hepimiz belki en son evden cikarken ayni seyleri dusunuyoruz. Davet sahibinin acisina acil sifa!



***NOT: Yaziyi okuyan herkesten de rica ediyorum tanimasaniz da kocaman yuregi var bilin ve saglik problemleri olan guzel yurege sifa dileyin. O her iyi dilegin sifalandirici olduguna tum yuregiyle inaniyor! Ve ben de sizlerin guzel kalplerinin essiz dileklerinin her hastaliga sifa getirecegine sonsuz guveniyorum...

Bir televizyonumuz bile yok! Anlıyor musun?

Hayatımızdaki en radikal ve sevindirici kararlardan biri bizim için televizyonsuz yaşam olmalı. Tüketim toplumuna dahil olmaktan çıktığımız ilk an belki! Belki gerçekten özgürleşebileceğimizi taa derinlerde hissettiğimiz ilk karar...

Ben yıllardır tv izlemiyorum eşimde müptelası değildi neyse ki. Benim televizyonsuz bir evde yaşamayı kabullenmiş olmama saygı duydu. İyi ki anladı, katıldı, onayladı ve kurtuldu o da televizyondan.

Planlı Eskitme (planned obsolescence)


Biz karı koca belgesel delisiyiz. Evimizde tv yok, reddediyoruz! ve bize sunulanı değil de kendi bilmek, öğrenmek, tatmak, izlemek istediğimizi izlemeyi, dinlemeyi tercih ediyoruz. Yine bugün sepetimize neyi atsak dediğimiz akşamlardan birinde tanıştık bu aslında var olduğunu hep hissetiğimiz kavramın literatür haliyle. Bir belgesel sayesinde!


"Hiç yazıcınız bozuldu mu? Ya da çorabınız kaçtı mı? Peki cep telefonunuzun pili kullanılmaz hale geldi mi? Lambanız patladı mı? Dedelerimizin ninelerimizin evladiyelik ürünleri hala çalışırken neden bizimkiler bozuluyor? Bunun nedeni genelde “Kullanıcı Hatası” olarak lanse edilir. Oysa durum farklı. 53 dakikanızı ayırıp izleyin ve öğrenin. Uyanın!

Bunları Biliyor muydunuz?



  • İki lambadan birini sönüdürmek tasarruf, aynı aydınlatmayı sağlayan daha az enerji tüketen teknolojik lambaların kullanılması ise verimliliktir.
  • Evlerde kullanılan elektriğin % 20′si aydınlatma için kullanılmaktadır.
  • Bir ağaç bir yılda ancak 20 kg CO2 temizleyebilir.
  • 20 saatlik bir uçuşta yolcu başına 12 kg CO2 atmosfere salınır.

Minik önlemlerle evde kocaman tasarruf

Ekolojik bilince kavuşup o açıdan düşünmeye başladığınızda her şeye nasıl "daha az" ve nasıl "daha faydalı" şeklinde baktığınızı farkediyorsunuz bir süre sonra. Zaten ufak ufak önlemlerle bile fayda sağlamak ve "kurtarıcı olmak" mümkün. Örneğin buzdolabınızı duvardan biraz uzaklaştırarak yada tv yi fişten tamamen çekip kapatarak günü kurtarabiliyorsunuz :) Hiç şaka yapmıyorum!

Bazı önlemlerle enerji tasarrufunu arttırıp hem bütçenize hem küresel anlamda dünyaya katkı sağlamak mümkün. İşte onlardan bazıları;

Az tüket, daha fazla üret!

Bir, sıfırdan fazladır çok sevdiğim bir söylem. Gerçekten hiç bir şey yapmamaktansa en azından başlamalı insan dedik biz de. Çıkış noktamız doğala daha yakın olmak ve bunu tüketimimizi minimalize ederek üretimimizi de en azından bir birim arttırarak yapabiliriz noktasında hem fikiriz.

Tüketimi minimalize etmek yememek içmemek yada hiç bir şey satın almamak değil elbet. Zamanla kazanılacak alışkanlıkları yavaş yavaş hayatımıza sokabildiğimiz sürece sağlıklı bir ilerleme sağlayabiliriz diye düşündük. Hayatımızdaki fazlalıkları gördükçe budaya budaya ilerliyoruz.

"Çıkar"ı çıkarıverdim hayattan!

"Çıkar"ı çıkarıverdim hayattan!

Ne sacma gelir bana eskiden beri hediyelik diye siniflandirilabilmesi esyanin ve ozel gun sacmaligiyla meta haline getirilmesi! Her sey hediye edilebilir diyorum ve her an! Zaman hediye edersin, sevgi armagan edersin! Ne istersen! İstediğin zaman!

Armagan bizim hamurumuzda var. Kulturumuzun koklerinden geliyor hediyelesmek. Almak da guzel vermek de! Ama en cok paylasiyor olmanin verdigi o duygu guzel.

Hayatimin buyuk kismini karsiliksiz verdigim, beklentisiz katildigim ve basarili oldugum projeler susluyor. Cocuklar icin ve hayvanlar icin verdigim yillar soz konusu. Bes kurus elde etmedigim gibi gelirimin pek cogunu aktardigim seyler. Aksine sonuclari beni enn cok mutlu edenlerde onlar! Iclerindeyken sanki bir koruma cemberinin icindeyim, sanki butun zihnimi bosaltip pirupak bir buyunun icine dalivermisim. Yasamin buyusu, evet!



Enerji gercekse, sevgi en saf ve en kuvvetli enerjiyse, hic karsilik beklemeden sadece sevmek mumkunse ve bu noktada sevgi en buyuk kalkansa, hakliyim! Korunuyorum! Seviliyorum! Cookk seviyorum! Hic bilmedigim yaratiklari, ayak basmadigim bir sahildeki kumlari, afrikada bir kabilede bugun gunesi selamlamis bir agaca sarilmis guzel insanlari, evrendeki iyinin gucune inanmis buttuunn varliklari, sevginin en saf hali hayvanlari ve teknolojiyle ruhu kirlenmemis cocuklari seviyorum! Kotuye inananlara da saygi duyuyor kimseye zarar vermedikleri surece onlari da sevgiyle selamliyorum!

Seni iyinle kotunle kucakliyorum evren! Bunlari anlatiyorum, cunku bir suredir de armagan ekonomisine cani gonulden inanip destek veriyorum. Armaganlar aliyor armaganlar veriyor bu kutsal donguye dahil olmanin gururunu yasiyorum.

Anlatiyorum bunlari, cunku bugun hic tanimadigim telefonda dahi konusmadigim, bir mail bir mesaj dahi atmadigim bir guzel yuregin evine davetli olarak gidiyorum :) Istanbuldayim, neler neler geliyor insanlarin basina biliyorum, her sey mumkun insanlar kotu devir kotu zaman kotu farkindayim ama en ufak endise duymuyorum. Guvenmek buyuk nimetmis ve evet guveniyorum hala guzel insanlarin var olduguna.

Gidecegim ve neler tadacagim hangi hisleri duyumsayacagim meraktayim. Rahatsizim, zor bir gece gecirdim oglen oldu yataktan kalkamadim ama azimliyim gidip tecrubelenecegim. Gelip size anlatacagim :) Heyecanliyim!

Sürdürülebilir evlilik mi? Olabilir mi?

marriage, immortal marriage, ecological marriage
Sürdürülebilir Evlilik
Surdurulebilirlik daima var olma yetenegi.
Yani bir evliligi bu sekilde tanimladiginizda sonsuz bir enerji yukluyorsunuz ona. Bir de ekolojik anlami var ki bu kelimenin bu da en az ilki kadar onemli! Sistemin cesitliliginin ve uretkenliginin saglanmasi anlamina geliyor surdurulebilir.

Yani asla yok olmayacağını hissettiğiniz şeyin yok olmaması için de sürekli üretmek, çeşitliliği korumak anlamına geliyor sürdürülebilir evlilik. Sürekli var olan çeşitliliği korurlen bir yandan da üretme çabası içinde zaten ayrılmaya da vakit bulamayız gibi de geliyor. Hem dünya için hem de "aile birliğinin temelinden sarsılması" diye adlandırılan öldürücü virüsün aşısı niyetine çıktık yola. Ekolojik ve sürdürülebilir evliliklerin "olağan" evliliklere oranla daha güzel yaşanacağını ve ölümsüzleşeceğini savunuyoruz.

Bir çift düşünün ki ikisi de hayatın sürdürülebilir olmasının gerekliliğine, tüm canlıların doğada eşit haklara ve kaynaklar üzerinde eşit hisselere sahip olduğunu düşünüyor mümkün olduğunca ekolojik ve sürdürülebilir yaşamaya çalışıyorlar. Derken bu ikisi evleniyor. İşte buradan sonra başlıyor sürdürülebilir ortak yaşam yani ekolojik, sürdürülebilir evlilik projesi :)
mutlu evliliğin sırları, güzel evlilik, boşanmak istemiyorum, boşanmalımıyım


Bu güne kadar uzmanlar ve dahi uzman olmayanlar, herkes sürdürülebilir evliliği sadece zaman açısından konuşmuş değerlendirmiş. Biz başka bir başka bir dünya mümkünden yola çıkarak farklı bir açıdan bakıyoruz, kaliteli zaman, bilinçli yaşam şekli, ekolojik bir bilinçle sürdürülebilir hale getirilmiş evliliği konuşuyoruz.

Evlilik aile olusturma cabasinin ilk adimi yani var olan sistemin cekirdegi olan yapinin temeli. Bu yapiyi surdurulebilir bir hale getirirsek diye hayal ettik, acaba cekirdekten surdurulebilirlesmis bir topluma donusebilir miyiz?
Sürdürülebilir ve ekolojik yaşam herkesin hakkı

Bunlar İlginizi Çeker mi?