Kayıtlar

Şubat, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sirke Mucizesi! Sirkeyi nerelerde kullanabilirsiniz biliyor musunuz?

Resim
Sirke başlı başına bir mucize.. Hem ilaç hem de mükemmel bir temizlik aracı. Dış macunu yerine sirke kullanabilir sirlerini sirke ile fırçalayabilirsiniz. Peki sirke başka nerelerde ve nasıl kullanılır?
Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından da çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz?

Reader's Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları:


Üç küçük kayıp yunan keçisi misafirimiz bu kez de!

Resim
Susup doğayı dinlediği ve olayların akışının melodisiyle ağzı açık bakakaldığı anlar vardır insanın. Çok yaşıyorum ben onları, çünkü dinlemeyi, gözlemlemeyi, anlamayı seviyorum.

Bambaşka bir tat alıyorum kendimi susturup olayların akışını izleyip doğanın anlattıklarını düşüncelerim bana tercüme ederken. Beynimin kendi kendine konuşmasını seviyorum.

Dün akşam Soner annesi hala istanbuldayken ziyaret etmek sürpriz yapmak istedi. Akşam üzeri haydi çay içmeye gidelim mi e peki gidelim derken hoop çıktık yola. Az öncesinde bir animasyon izlemiştik hayvanlarla eski bir masalı onların alemine uyarlayarak oluşturulmuş klasik bir şey. Ve yolda yürürken üzerine sohbet ettiğimiz şey bilge, şaman, yaşlı kadın vs sembollerine hep keçinin seçilmesinin temel bir sebebi olup olmadığıydı mitlerin dışında. İlgimizi çekti bayaca konuştuk hararetli hararetli öyle ki oradan baykuş, kedi, karga falan hayvanlar aleminin bilge kişiliklerinin ellerinden bir öptük geldik.

Yeni hedefimiz: Zamansızlığı Yeniyoruz, Artanını Paylaşıyoruz Hatta!

Resim
Avucumuza hapsedemediğimiz su, içimizde tutamadığımız hava gibi zaman. Bizimle olduğunu biliyoruz ancak zaptedemiyoruz. Bir akışı var ona sadık, dingin usul usul akıyor zaman kendi halinde. Evet ya çok hızlı diyecek kimimiz zaman için ama akreple yelkovanın birbirlerine aheste aheste yaklaşıp, hafifçe birbirlerini selamlayıp usul usul hayatlarına devam edişlerini izledim defalarca ve artık kimse beni zamanın hızlı ikna olduğuna ikna edemez.

Zamanın hızlı olduğunu nereden çıkarttık biz onu da bilmiyorum. Neden bize sürekli zaman akıp gidiyor, ooo akreple yelkovan seni kovalıyor, zamana karşı yarışıyorsun gibi tenkitlerle kovalıyorlar? Neden sürekli bir zamansızlık halinden ve bununla başa çıkabilme yöntemlerinden bahsediyorlar bize? Biz neden kabul ettik ki zamanımız olmadığını, ne zorladı bizi buna? Birisi soğanlarımızı ayıklayıp doğrayıp poşete koyunca çok mu zaman kazandık?

Kaldırım Nerede?

Resim
Görür görmez vuruldum! Bayıldım ben bu projeye. Mümkün olduğunca heyecanımı yenmeye çalışarak "ya oolum güzel insanlar da var bak hahaa ne de güzel işler de yapıyorlar! ohhh bu da en güzel şeymiş yapılabilecek onu da bulmuşlar! Hadii yapalım!" nidalarımı içimde patlatıp o güzel dostların kendi sesleriyle aktaracağım bu güzel projeyi sizlere :)


Sokak Bizim Derneği, kaldırımlardaki sorunlara dikkat çekebilmek amacıyla 'Kaldırım Nerede?' kampanyasını başlatıyor. İnteraktif bir katılımla gerçekleşecek proje, kaldırımlardaki sorunları bütün kentlilerle beraber tespit etmeyi amaçlıyor.

Doğada Staja Başladım! Dönüşüm ve Özgürleşme Dersi Alıyorum

Resim
Benim itiraz edebileceğim, beni dinleyecek ve anlamadığım noktada dönüp tekrarr tekrar sorabileceğim bir öğreticim olmalı. Benimle birlikte o öğrenim sürecini yaşamalı o da ve beni öğrenmeli, süreçlerimi kavramalı, yaşadıklarımı anlamaya çalışmalı.

Var öyle güzel insanlar da elbet ama hepsinin benimle ilgilenecek vakti yok. Hal böyle olunca ben de kucağı açık, gönlü bol, sırt sıvazlamayı da hoopp dur bakalım demeyi de en dozunda bilen hocaya yalvardım yıllardır, al beni de yanına! Sonunda dileğim kabul oldu, doğada staja başladım.

Evimizdeki Şifacı: Kombucha Mantarı

Resim
Biz insanoğlu bazen kendimizi mucizevi sanarız. Düşünebilen, üretebilen, doğanın sırlarını çözebilen akıllı yaratıklar olduğumuzu zannederiz. Hatta bazen dünyanın etrafımızda döndüğü, küçük dağları yarattığımız hissine kapılırız.

Şimdi size sümüksü bir şey var oolum ama inanmazsın kendini bakteri saldırılarından, enfeksiyonlardan ve çevresindeki kirlenmelerden korumayı biliyor. Bozulmuyor, çok çok enfekte etmediğiniz sürece kendisini koruyor. Üstelik harika bir şekilde içerisinde bulunduğu solüsyonu pek çok hastalığa karşı koruyucu ilaç haline getiriyor... Ne dersiniz bana?

Var böyle bir şey. Minik bir şifacı evlat edindik biz geçenlerde. Kızıltepe Permakültür Çiftliğinden (tıklayıp ziyaret edin! nasıl şekerler!) hediye geldi bize elbette paylaşım ekonomisi sayesinde! Yumuş yumuş vıcıklı kımıllı bir yapıda Kombucha Mantarı. Dokunduğunuzda jelimsi bir hali olduğunu hissediyorsunuz. Gözünüzde jelimsi bir sünger canlandırın diyebiliyorum anlatabilmek için :)

Pet şişede soğan yetiştirme detaylı fotoğraflı anlatım

Resim
Tezgahımızdaki minik ormancığı daha önce burada paylaşmıştım sizlerle. Orman arazimizi genişletmeyi düşündüğümüzü yaklaşık altı katına çıkarınca zengin olacağımızı anlatmıştım :) Başardık! Tam 5 lt lik bir orman arazimiz ve atılmış tohumlarımız var şimdi. Ve sizlerle de detay ve fotoğraf paylaşmak istedim ki herkesin minnak ormancıkları olabilsin!

Öncelikle şişeyi tam anlamıyla temizleyip hazırlamalıyız. Ağız kısmını keskin bir bıçakla yada uygun bir makasla kesip uygun seviyeden açalım. (şişeyi kapalı tutmak isteyebilirsiniz orayı da kullanmak için ancak ısınıp plastiğin zararlıları toprağımıza karışsın istemeyiz) Sonrasında ne çok sık ne çok geniş, ortalama uzaklıklı aralıklarla küçük soğan yuvacıkları açalım.

Karadeniz Kızıl Duydunuz mu? Deniz ürünü tüketmeyin

Resim
Dün ilginç bir şekilde musluğu çevirdiğimde bazı seferlerde sanki kırmızımsı bir su aktığını farkettim. Bunu araştırırken hiç karşılaşmayı düşünmediğim şeylerle karşılaştım. Red Tide diye bir olayın olduğunu, şuan karadenizde görüldüğünü ve yaklaşık bir ay kadar daha zehirli halin süreceğini öğrendim. Musluğu çevirdiğimde karşımda gördüğüm kızılımsı suyun bunlarla pek bağlantısı var mıydı bilemiyorum ama bu noktaya getirip bir kat daha bilinçlenmeme ve bunları sizinle paylaşmama sebep olması sebebiyle sevdim onu :)

Mutfak Tezgahımızda Bir Ormancık

Resim
İçimizde, ruhumuzun en derininde bir yerde toprak kokusunun mutlulukla ilişik olduğu bir yer olmalı. Şehir hayatına neredeyse hiç %100 uyum sağlayamamış yüzdeyi toprağa, doğaya, denize, dereye doğru yavaş yavaş çekip neredeyse naylon şehirli haline getirmiş haldeyiz kendimizi Soner de ben de. Her bulduğumuz fırsatı martılarla, çamlarla, hatta çakıl taşlarıyla randevumuz varmışçasına doğaya koşarak değerlendiriyoruz. Tesadüf ya? çocukluğumuzdan beri böyleyiz ikimiz de.

Hal böyle olunca evimizden doğa eksik olmuyor. En son evimize minnak bir ormancık davet ettik. Olurdu, olmazdı, gelirdi, gelmezdi derken o da bizi sevmiş olmalı ki geldi!

Aşk Çemberi, Muratın Çiçekleri, Mügenin Evi, Begümün Renkler Köyü! Aşka Yetişemedi Sevgililer Günü

Resim
Sevgililer günü yok bizim evimizde. Sevginin daha ziyade her an her duyumsandığında anlamlı ve de önemli olduğunu düşünen bir çiftiz. Hal böyle olunca da romantik yemekler değil de Sevgi'li maceralar oluşturdu 14 Şubat mönümüzü.

Dünyada şiddet gören tecavüze uğrayan tüm ağır şartlara ve uygulamalara rağmen adalete asla kavuşamayan kadınlar var. Her üç kadından biri hayatında en az bir kez şiddet, taciz ya da tecavüze uğruyor! Seslerini duyurabilmek içinse bizlerin sesine ihtiyaçları var!

One Billion Rising 2012 yılında kadına şiddete karşı başlatıldı. En büyük global hareketlerden biri olan One Billion Rising bir sevgililer günü hareketi aynı zamanda ve 14 şubatta dünya çapında yankı buluyor.

Sevgililer Günü Özel: Mutlu Olmanın En Kolay Yolu; Kaliteli Zaman Paylaşımı

Resim
Mutluluk hepimizin kuyruğu adeta. Kovalıyor da kovalıyoruz. O kaçıyor biz yılmadan kendi eksenimizde dönüp duruyoruz. Herkes mutlu olmak istiyor belki ama aslına bakarsanız kimse mutluluk ne tam anlamıyla da bilmiyor gibi.

Bu rüya hayra çıkacak katkılarınızla; Tohumun Rüyası

Resim
Zamanın bir yerinde durup, dışına çıkıp gerçekten bazı şeyleri tanımak istesem onlardan biri ilk tohum olurdu. Dünyanın Tohumu! İçinde dünyaları barındıran, kalbinde hayatlar yeşerten bir tohum!

Bir çocuk pek çok şeyle tanışmadan büyüyebilir. İpad mesela, mp3 player yada! Laptop nasıl kullanılır bilmese de olur bir çocuk.. Ama tohumu tanımıyorsa bir ağacın, sebzenin serüvenini bilmiyorsa, doğanın farkına varamamışsa yarım kalır o çocuk!

Tohumun Rüyası bir çocuk kitabı..

'DAHA' lar Kansere sebep oluyormuş!

Resim
Ben kalender meşrebim güzel çirkin aramam derim sorsanız nasıl seçersin. O kadar "amaann ne olursa olsun sağlıklı mutlu huzurlu olalım da!" falan diyen bir insanım diyebilirdim mesela size hemen hemen her konuda. Geçrekten maddi manada tamamen böyle sayılırım. Her şey ihtiyacı karşılayabilecek kadar olsun da gerisi mühim değil.

Fakat Soner sayesinde bazen kendime farklı bir açıdan baktığımda şaşırıyorum. İçmeden sarhoş olan, her şeye gülebilen, her daim neşeli, bir şeyi takmadığımı düşünen ben aslında bir miktar "daha"cı biriymişim. Daha güzel bir ev, daha pahalı bir araba, daha yeni model bir telefon falan hiç dert değil benim için evet ama benim de "daha"larım varmış, manevi.

Rıza'nın İmalatı (Manufacturing Consent)

Resim
Bazı zamanlar insanların arasına girdiğimde kendimi sanki 1800lerin sonu 1900lerin başından kaçmış gelmiş, bu döneme ait değilmiş gibi hissediyorum. "oğlum bir telefon yapmışlar hemen benimkini değiştirip ondan almalıyım" "şekerim yeni bir maskara çıkmış ki görme bu haftasonu alıyorum" "anne çok değişik bir ayakkabı tasarlamışlar ondan almak istiyorum hemen" ciddi olamazsınız?! hiç bir "alma" isteği ihtiyaca dayanmıyor artık neredeyse.

Benim hislerimde yanlışlık, eksiklik ve hatta defo olduğunu düşünmeye başlamaktan korktuğum zamanla oldu. O kadar inanıyor ki herkes "alınması gerektiğine" her şeyin, şaşakalıyorum. Artık bir şeyin değiştirilmesi için eskimesi bozulması gerekmiyor. Yeni model, yeni tasarım, yeni özellikler öldürücü noktada yoksunluğa sebep oluyor sanki insanlarda, almasalar ölecekler!

Doğal Bulaşık Makinesi Kokusu

Resim
Cok hassas burnum. O kadar ki yemeklerin tuzunu dahi kokusundan anlarim veya pisip pismedigini. Hatta ust kat caprazimizdaki yasli amca tavasinin dibini tuttursa yangin var apartmanda saniyorum her seferinde, o derece :)

Haliyle kokusunu cok net duyumsadigim seylerin bir anda tadini da aliyorum hos olmayanlar ani bulantilara sebep olabiliyor. Bu yuzden bulasik makinemin kapagini actigimda ici hep ferah olsun guzel koksun istiyorum.

Hazır Yogurdu Çıkarttık Hayatımızdan, Neden mi?

Resim
Deli gibi yoğurt tüketen bir aileyiz. Son zamanlara kadar marka, imalat yeri vs kriterlerle ince eleyip sık dokuyarak kendimizce "en iyisini" seçerek yapıyorduk yoğurt alışverişimizi. Şehir hayatının zamansız akışı, sütün katkısız işlenmemiş bulunamayışı, maya yokluğu derken erteledikçe erteliyordum içimdeki anne yoğurdu özlemini.

Okuduklarım karşısında dehşete düştükçe ve bunları eşimle paylaştıkça yediğimizin yoğurt olmadığına karar verdik. Araştırıp soruştururken evde ilk maya nasıl elde edilir bunu keşfettim. Derken hemen hemen birbirine yakın günlerde eşim de sütçüyü keşfedince istanbulun göbeğinde kendi yoğurdumuzu mayaladık.

Poşet çayla yollarımızı ayırıyoruz, Tehlike büyük

Resim
Biz evlendiğimizden beri bunu ilke edindik, hayatımızda olmaması gerektiğini farkettiğimiz şeyi hayatımızdan çıkartıyoruz oy birliği sağlanırsa. Baktık ki faydasız ve hatta zararlı gerekli araştırmalar yapılıyor, toplantılar gerçekleşiyor üzerine çoğu zaman uzun uzun düşünülüyor ve en uygun karara varılmaya çalışıyor. "Sanki holding yönetiyorlar aq" diyecek olanlar var bu noktada biliyorum :) deyiniz ama şunu da biliniz biz holdingimiz olsa böyle üzerine düşmeyiz. İnanın hayatımız için, evliliğimiz için aldığımız kararlar en büyük holdingin genel kurullarında alınanlardan çookk daha değerli bizim için.

Hal böyle olunca "daha iyi" yaşamak için hayatımızda kült alışkanlık haline gelmiş şeyler için bile doğru mu yanlış mı her zaman araştırma halindeyiz. En son geçtiğimiz günlerde poşet çayların zararlarıyla ilgili yabancı bir kaynağın sağlam bir araştırması ile karşılaşınca içimize şüphe düştü. Araştırmalar, değerlendirmeler derken hayatımızda olması gereken bir şey …

Freecycle Nedir?

Resim
Öyle bir nesiliz ki biz her birimiz bir büyüğümüzün kıyafetlerini, eşyalarını, kitabını, defterini kullandık. Unuttuk bunları belki ama yaşadık biz bu paylaşımı en derinimizde. İşte şimdi o insanlar diyor ki benim elimde kullanmadığım atıl bir koltuk, bir perde, bir telefon, bir mont, bir ayakkabı var var mıdır bunu isteyen?

İlgiiinç! Hiç ilginç olmaz olur mu! Fakat gerçek.. Dünya çapında devam eden kocaman bir proje freecycle ve gerçekten çok güzel şeylere vesile oluyor.

Oha! sen nasıl girdin o sepete?

Resim
Alışveriş merkezlerinden daha doğrusu insanların toplu halde uğuldayıp sürekli tüketmeye yöneldiği yerlerden oldum olası nefret etmişimdir. Kaçıyorum sürü halinde raflara saldırılan yerlerden. Dağı taşı tepeyi saatler ve hatta günlerce sıkılmadan dolaşıp her bir çiçeğe saatlerce bakabilecek bir böcekle hiç sıkılmadan dakikalarca vakit geçirebilecek olan ben AVM kapısından girince yoruluyorum, geriliyor strese giriyorum her seferinde.

Her ne kadar benim için sıkıntı olsa da ara ara yolumuz mecburen düşüyor toplu alışveriş yapılan yerlere. AVMleri neredeyse tamamen bıraktık GEZİden beri de hiç gitmemiş bile olabiliriz hatta şuan hatırlamadığım bir ziyaretimiz yoksa. Ama büyük marketlerden hala alışveriş yapıyoruz malesef. İhtiyacımızın büyük kısmını küçük esnaf ve minik "dükkanlardan" karşılamaya çalışıyoruz mümkün olduğunca.

Neden "sürdürülebilir" olsun "evlilik"? Eviniz olduğunda "EVlendim" dediniz mi hiç?

Resim
Bizler toplum olarak onyargi ve gecmisten getirdigimiz ogretileri suan hangi acidan bakiyor olursak olalim oraya da tasiyoruz. Kopamiyoruz alistigimiz seylerden ve yeni buldugumuz dogrularla heybemizdekileri harmanlayarak ilerliyoruz. Bakmayin iyi de oluyor bazen, kulturel varliklarin cesitliligine cok katki saglamis olmali :)

Musluman mesela ama hala samanist izler tasiyor bazilarinin inanci. Yada ateist olmus ama hala Allah korusun diyor icinden gelerek. Ya da birisi yazı yazdığım araç demiş mesela da kalem demek istememiş anlamadık mı neyi kastettiğini? Kalem demese hem ne olur ki? Kim anlamlar yüklemiş kelimelere, bana sormuş mu? Ben şair orada ne demiş kendim anlamak isterim. Ve özellikle de kelimelere yerleşik anlamları dışında anlamlar katabilen, kelimelerle dans eden insanları daha bir severim.

'Insanlık'tan çıkmışız! Hiç farkında değiliz

Resim
Sasiriyor insan. Kendine bile sasakaliyor yeri geldiginde. Ne yaptigini, neden yaptigini bile bilmiyor ama bir sebeple yapiveriyor vakti geldiginde. Hayret ediyor kendine bile, anlam veremiyor ama iyi ki diyor, iyi ki oluverdi!

Evden cikmadan hemen once manasiz bir hediye paketleme rafya bulma telasindayim. Agrimda olunca haliyle komik gozukuyor olmaliyim ki koca merak ediyor neyle ugrastigimi. "Bugun gidecegimiz davete gelecek bir isim gordum gecenlerde bana mail atan bayan olabilir epeydir donemedim ona o ise eger surpriz yapmak istiyorum, kardesi icin istedigi kupeleri paketliyorum". Soner saskin soruyor "koca istanbulda sana mail atan kadin mi gelecek yemege? Nasil anladin?" Cevabim sacma elbet "ismi benziyor olamaz mi dersin?" Guluyor hatta agrim olmasa saglam dalga gececek hissediyorum. "Iyi bakalim neredeyse imkansiz cookk dusuk ihtimal ama al hadi yanina bakalim"




Yoldayiz, anlamsiz bir trafik herkes durmus ama zaman akmakta …

Bir televizyonumuz bile yok! Anlıyor musun?

Resim
Hayatımızdaki en radikal ve sevindirici kararlardan biri bizim için televizyonsuz yaşam olmalı. Tüketim toplumuna dahil olmaktan çıktığımız ilk an belki! Belki gerçekten özgürleşebileceğimizi taa derinlerde hissettiğimiz ilk karar...

Ben yıllardır tv izlemiyorum eşimde müptelası değildi neyse ki. Benim televizyonsuz bir evde yaşamayı kabullenmiş olmama saygı duydu. İyi ki anladı, katıldı, onayladı ve kurtuldu o da televizyondan.

Planlı Eskitme (planned obsolescence)

Resim
Biz karı koca belgesel delisiyiz. Evimizde tv yok, reddediyoruz! ve bize sunulanı değil de kendi bilmek, öğrenmek, tatmak, izlemek istediğimizi izlemeyi, dinlemeyi tercih ediyoruz. Yine bugün sepetimize neyi atsak dediğimiz akşamlardan birinde tanıştık bu aslında var olduğunu hep hissetiğimiz kavramın literatür haliyle. Bir belgesel sayesinde!


"Hiç yazıcınız bozuldu mu? Ya da çorabınız kaçtı mı? Peki cep telefonunuzun pili kullanılmaz hale geldi mi? Lambanız patladı mı? Dedelerimizin ninelerimizin evladiyelik ürünleri hala çalışırken neden bizimkiler bozuluyor? Bunun nedeni genelde “Kullanıcı Hatası” olarak lanse edilir. Oysa durum farklı. 53 dakikanızı ayırıp izleyin ve öğrenin. Uyanın!

Bunları Biliyor muydunuz?

Resim
İki lambadan birini sönüdürmek tasarruf, aynı aydınlatmayı sağlayan daha az enerji tüketen teknolojik lambaların kullanılması ise verimliliktir. Evlerde kullanılan elektriğin % 20′si aydınlatma için kullanılmaktadır. Bir ağaç bir yılda ancak 20 kg CO2 temizleyebilir. 20 saatlik bir uçuşta yolcu başına 12 kg CO2 atmosfere salınır.

Minik önlemlerle evde kocaman tasarruf

Resim
Ekolojik bilince kavuşup o açıdan düşünmeye başladığınızda her şeye nasıl "daha az" ve nasıl "daha faydalı" şeklinde baktığınızı farkediyorsunuz bir süre sonra. Zaten ufak ufak önlemlerle bile fayda sağlamak ve "kurtarıcı olmak" mümkün. Örneğin buzdolabınızı duvardan biraz uzaklaştırarak yada tv yi fişten tamamen çekip kapatarak günü kurtarabiliyorsunuz :) Hiç şaka yapmıyorum!

Bazı önlemlerle enerji tasarrufunu arttırıp hem bütçenize hem küresel anlamda dünyaya katkı sağlamak mümkün. İşte onlardan bazıları;

Az tüket, daha fazla üret!

Resim
Bir, sıfırdan fazladır çok sevdiğim bir söylem. Gerçekten hiç bir şey yapmamaktansa en azından başlamalı insan dedik biz de. Çıkış noktamız doğala daha yakın olmak ve bunu tüketimimizi minimalize ederek üretimimizi de en azından bir birim arttırarak yapabiliriz noktasında hem fikiriz.

Tüketimi minimalize etmek yememek içmemek yada hiç bir şey satın almamak değil elbet. Zamanla kazanılacak alışkanlıkları yavaş yavaş hayatımıza sokabildiğimiz sürece sağlıklı bir ilerleme sağlayabiliriz diye düşündük. Hayatımızdaki fazlalıkları gördükçe budaya budaya ilerliyoruz.

"Çıkar"ı çıkarıverdim hayattan!

Resim
"Çıkar"ı çıkarıverdim hayattan! Ne sacma gelir bana eskiden beri hediyelik diye siniflandirilabilmesi esyanin ve ozel gun sacmaligiyla meta haline getirilmesi! Her sey hediye edilebilir diyorum ve her an! Zaman hediye edersin, sevgi armagan edersin! Ne istersen! İstediğin zaman!

Armagan bizim hamurumuzda var. Kulturumuzun koklerinden geliyor hediyelesmek. Almak da guzel vermek de! Ama en cok paylasiyor olmanin verdigi o duygu guzel.

Hayatimin buyuk kismini karsiliksiz verdigim, beklentisiz katildigim ve basarili oldugum projeler susluyor. Cocuklar icin ve hayvanlar icin verdigim yillar soz konusu. Bes kurus elde etmedigim gibi gelirimin pek cogunu aktardigim seyler. Aksine sonuclari beni enn cok mutlu edenlerde onlar! Iclerindeyken sanki bir koruma cemberinin icindeyim, sanki butun zihnimi bosaltip pirupak bir buyunun icine dalivermisim. Yasamin buyusu, evet!



Enerji gercekse, sevgi en saf ve en kuvvetli enerjiyse, hic karsilik beklemeden sadece sevmek mumkunse …

Sürdürülebilir evlilik mi? Olabilir mi?

Resim
Surdurulebilirlik daima var olma yetenegi. Yani bir evliligi bu sekilde tanimladiginizda sonsuz bir enerji yukluyorsunuz ona. Bir de ekolojik anlami var ki bu kelimenin bu da en az ilki kadar onemli! Sistemin cesitliliginin ve uretkenliginin saglanmasi anlamina geliyor surdurulebilir.
Yani asla yok olmayacağını hissettiğiniz şeyin yok olmaması için de sürekli üretmek, çeşitliliği korumak anlamına geliyor sürdürülebilir evlilik. Sürekli var olan çeşitliliği korurlen bir yandan da üretme çabası içinde zaten ayrılmaya da vakit bulamayız gibi de geliyor. Hem dünya için hem de "aile birliğinin temelinden sarsılması" diye adlandırılan öldürücü virüsün aşısı niyetine çıktık yola. Ekolojik ve sürdürülebilir evliliklerin "olağan" evliliklere oranla daha güzel yaşanacağını ve ölümsüzleşeceğini savunuyoruz.
Bir çift düşünün ki ikisi de hayatın sürdürülebilir olmasının gerekliliğine, tüm canlıların doğada eşit haklara ve kaynaklar üzerinde eşit hisselere sahip olduğunu dü…